Türkiye’de LGBTİ hareketi


Sir Ian McKellen Türk aktivistlere moral ve umut oldu

*Bu haberde görme engelliler için fotoğraflarda betimleme yapılmıştır


Sahnesi olan bir salon. İzleyiciler oturmuş, onların arkasından sahneye doğru fotoğraf çekilmiş. Sahnede, koltuklarda oturan üç kişi var: Bize göre en solda Lord Michael Cashman, ortada Pembe Hayat Kuir Fest sorumlularından Esra Özban ve sağda Sir Ian McKellen. Arkalarına toplantının nedenini, konusunu anlatan bir yazı yansıtılmış. Yazılanlar şöyle: British Council, Sir Ian McKellen Türkiye’de, Pembe Hayat KuirFest Sir Ian MckEllen ile Söyleşiyor: Beyazperde ve Ötesinde LGBTİ+ Müadelesi, Tarih: 8 Nisan, 11.00-13.00, Yer: SALT Galata Oditoryum, #IanMcKelleninTurkey. Bu yazıların yanında, bize göre sağda Ian McKellen’ın portre fotoğrafı var.

Lord Michael Cashman ve Sir Ian McKellen British Council’in davetlisi olarak Nisan ayında Türkiye’yi ziyaret etti. İngiltere’de faaliyet gösteren ve gey bireyler için yasal ve toplumsal eşitliği savunan Stonewall Vakfı’nın kurucularından olan ikili “sanatı ve eşitliği desteklemek” için İstanbul’daydı.

Eski bir aktör olan ve halen İşçi Partisi’nin Lordlar Kamarası üyesi Cashman’ın Türkiye LGBTİ hareketiyle yakın bir ilişkisi var; 2008’de Ankara’da gerçekleşen ilk Homofobi Karşıtı Yürüyüşe katıldı. Elli yılı aşkın sanat hayatı boyunca sahnede ve beyaz perdede yaptığı çalışmalarla çok sayıda uluslararası oyunculuk ödülü kazanmış olan, Shakespeare denince akla ilk gelen aktörlerden Sir McKellen ise, Türkiye’de en çok yönetmen Peter Jackson’un “Yüzüklerin Efendisi” üçlemesinin Gandalf karakteri olarak biliniyor.

“Arkadaşınız çağırırsa gidersiniz”

Lord Cashman ve Sir McKellen Türkiye’ye dostlarıyla buluşmaya geldiler. Pembe Hayat Derneği Kuir Fest sorumlularından Esra Özban onlarla Beyazperde ve Ötesinde LGBTİ+ Mücadelesi adlı bir söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşide Lord Cashman Esra’nın, Türkiye’ye neden geldiniz, sorusunu, “arkadaşınız çağırırsa gidersiniz,” diye cevapladı.


Sahnesi olan bir salon. İzleyiciler oturmuş, onların arkasından sahneye doğru fotoğraf çekilmiş. Sahnede, koltuklarda oturan üç kişi var: Bize göre en solda Lord Michael Cashman, ortada Pembe Hayat Kuir Fest sorumlularından Esra Özban ve sağda Sir Ian McKellen. Lord Cashman ve Esra Özban dinleyicilere bakıyorlar. Sir McKellen koltuğunun ucuna gelmiş, iki kolunu yana açmış, hararetle bir şey anlatıyor.

Söyleşide Lord Cashman, “bu dünyadaki yerimizi sahiplenmeliyiz” dedi. İkilinin, LGBTİ örgütlenmeleriyle aktivizm deneyimlerini paylaşmaları ve onlarla fikir alışverişinde bulunmaları önemli. Sir McKellen’a göre LGBTİ aktivistlerinin gerçek bir dayanışma içinde olması halinde oluşacak hareket toplumu, kurumları ve düşünceleri dönüştürme gücüne sahip olacak:

”Başkasının hakları için ses verdiğimizde, kendi haklarımızı da savunuyor oluruz. LGBTİ hareketiyle işbirliği içinde olacak taraflarla bir araya gelmeliyiz. Bu işbirliği herkes için bir kazanım olacak. Eğer dünyanın herhangi bir yerinde hayat daha iyiye giderse, bu sizin de hayatınızı olumlu anlamda etkileyecektir.”

Lord Cashman diyalog kurmanın önemine değindi, “Ben savımı kanıtlamak için insanlarla konuşurum,” dedi. Sir McKellen da onun sözünü, “savlarımızı ortaya koyuyoruz, yaptığımız tam olarak bu,” diyerek tamamladı ve ekledi:

“Demokrasilerde argümanlarımızı dile getirmemiz mümkündür, biz de tam olarak böyle yapıyoruz.”


Bir yürüyüşte çekilmiş siyah beyaz bir fotoğraf. Bize göre solda Sir McKellen, hemen arkasında Lord Cashman, bugünden daha genç yıllarında fotoğraflanmışlar. Arkalarında öbür yürüyüşçüler, ellerinde dövizler var.

İngiltere’deki LGBTİ hareketi zaferlerini şiddete başvurmadan kazanmış. Şiddet, kullanılan ya da tercih edilen bir yöntem olmamış. Beyazperde ve Ötesinde LGBTİ+ Mücadelesi söyleşisinde bu yıl onur yürüyüşünün Türkiye’de yapılıp yapılmayacağına emin olunmadığı belirtilince, Ian McKellen onur yürüyüşüne ilk defa katıldığı zamana dair duygularını paylaştı:

“İlk yürüşümde ağlayıp durdum. İnsanların yüzündeki gülümseme, bazısının giydiği komik kostümler, çocuğunu getirip yürüyen lezbiyen anne, köpeğiyle gelmiş kadın. Ve herkes bizi izliyor. İlk defa yürüyüşü gördüğümde, yürüyen insanları gördüğümde, nereye ait olduğumu biliyordum.”

Bireyin kendisini olduğu gibi kabul edip ortaya koyması ve aynı deneyimi yaşayanlarla bir araya gelmesinin kıymetli olduğuna değinen Sir McKellen Türkiye LGBTİ hareketini kendi onur yürüyüşlerine davet etti, “Türkiye’de onur yürüyüşü yapamıyorsanız gelin bizim yürüyüşümüze katılın, önüne Türkiye pankartı koyarız” dedi. Bu sözler üstüne salonda gülüşmeler oldu, buruk bir tepki ortaya çıktı.

“Hayatı kötüye giden başkalarını bulmak lazım”

İkili ziyaretleri sırasında, Kaos Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği (Kaos GL) için gazeteci ve aktivist Yıldız Tar ile bir araya geldi. Tar da onların burada oluşundan güç bulduğunu dile getirdi. Sir McKellen onunla konuşurken ziyareti boyunca LGBTİ örgütleri ve oluşumlarıyla gerçekleştirdiği toplantılara dair, “dostların arasında olmak ne hoş” dedi.


Beyaza boyalı duvarları olan, aydınlık bir odada bize göre soldan sağa Lord Cashman, gazeteci, ve aktivisti Yıldız Tar (Kaos GL) ve Sir McKellen gülerek, sarmaş dolaş durup objektife poz vermiş. Sir McKellen Kaos GL’nin Almanak adlı LGBT kültür yaşam dergisinin bir sayısını elinde tutuyor.

Sir McKellen Yıldız’a verdiği mülakatta, “Türkiye’deki eşcinsellerin hayatları daha kötüye gidebilir ama kendi kabuğuna çekilmeye gerek yok” dedi ve ekledi:

“Hayatı kötüye giden başkalarını bulmak lazım belki de. Olası müttefikleri. Müttefiklere ihtiyacımız var.”

Lord Cashman ve Sir McKellen’ı ofislerinde ağırlama şansı elde eden Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD), onların müttefiklerle birlikte hareket etmek ve LGBTİ hareketi içinde dayanışma halinde olmak vurgusuna dikkat çekti. Yıldız Tar, “OHAL gibi zor bir dönemden geçerken böylesi bir ziyaret anlamlı,” diyor. Böyle söylemesinin bir başka nedeni, medyada LGBTİ hareketinin yer bulmasının zor bir döneminde, Ian McKellen sayesinde LGBTİ bireylerden, onların sorunlarından, taleplerinden söz edilebilmiş olması. Yıldız, “Çok klasiktir medyada: Kendi ülkelerinde Onur Yürüyüşü’nde binler yürür haber yapılmaz, başka bir Avrupa şehrinde olan yürüyüş, ‘renkli yürüyüş’ diye verilir” diyor. Aslında bunun gerçek anlamda bir görünürlük olmadığını düşünüyor ancak bu tarz haberlerin olmadığı bir dönemde Sir McKellen’ın Türkiye’de oluşu, söyledikleri ve söyledikleriyle geniş bir kesimi etkilemesinin önemli olduğunu vurguluyor.


Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği’nin (SPoD) salonununda, toplantı halinde çekilmiş bir fotoğraf. Bize göre soldan sağa, Sir McKellen ve Lord Cashman beyaz bir duvarın önüne koltuklara oturmuşlar. Öbür tüm katılımcılar onların karşısında, amfi biçiminde dizili sandalyelere oturmuş. Katılımcılardan birisi konuşuyor ve herkes onu dinliyor.

“Hak savunucuların varlığı ilham verici”

Lord Cashman ve Sir Ian McKellen Türkiye’ye diyalog başlatmak, konuşmak, dinlemek, anlamak ve anlatmak amacıyla geldiler. Burada kaldıkları süre boyunca katıldıkları söyleşiler üstünden hem deneyimlerini paylaştılar hem de Türkiye’deki LGBTİ hareketini tanıma şansı elde ettiler. SPoD’dan Neyir Zerey, onların bu söyleşiler sayesinde altını çizmek istedikleri mesajları verme şansı yakaladıklarını söylüyor. Sir McKellen aktörlüğünün dışında dünyayı etkileyen, değiştiren, ilham veren bir kişi, bir hak savunucusu. Lord Cashman yalnız aktivist kimliğiyle değil, siyasette faal birisi olarak politikayı değiştiren adlardan. Yıldız Tar gerçekleşen buluşmaların Türkiye’de verilen hak mücadelesine umut verdiği, motivasyon sağladığı görüşünde:

“En nihayetinde eşcinsel olmanın kendisinin suç olduğu dönemleri yaşamış ama pes etmeyen, her an yasayı çiğneyip bugüne gelmiş hak savunucularının varlığı, geçtikleri yollar öyle ya da böyle ilham verici.”

İkilinin katıldığı tüm toplantıların ana fikri dürüstlük üstüneydi. Hem Lord Cashman hem Sir McKellen kişinin kendisini olduğu gibi kabul etmesinin kolay olmadığının altını çizdi. Yıldız Tar söz ettikleri dürüstlüğü daha çok LGBTİ bireylerin öz saygısı, öz benliğiyle ilgili olduğu görüşünde. “Yoksa,” diyor, “dürüst olduğunuz için öldürülebilirsiniz de.” Lord Cashman ve Sir McKellen, LGBTİ bireyin olduğu gibi kabul edilmesinin, öylece sevilmesinin çok önemli olduğunu belirtiyorlar. Örneğin Ian McKellen KAOS GL’ye gey olduğunu gizlediği dönem için, “bütün o zaman boyunca düşmanlarımla işbirliği yapmışım aslında” diyordu. Gey olduğunu sevdikleriyle paylaştığında, bunu dünyaya kendi ağzından duyurduğunda ise düşmanlarının yok olduğunu söylüyor, yeni durumu,“açıldığımda bir aileye daha doğrusu dünyaya katıldım,”diye tanımlıyordu.


Yıldız Tar ve Sir Ian McKellen kucaklaşmışlar. Aydınlık bir odada çekilmiş olan kucaklaşmayı objektif yandan görmüş. Bizden tarafta Ian McKellen var. Gözlerini kapamış, gülüyor.

“Dürüst olunca hepimizin hayatı daha anlamlı”

Lord Cashman ve Sir McKellen, dürüst olun, dürüst olunca hayatınız ve hepimizin hayatı daha güzel, daha anlamlı, daha kolay olacak diyen insanlar. Yıldız Tar’ın belirttiği gibi, LGBTİ bireyin öz saygısını kazanması, verdiği mücadelenin kalbinde:

“Çoğu zaman ‘ben eşcinselim’ cümlesi öz saygını kazanma, parçaları toplanıp yeniden bütün haline gelme mücadelesi oluyor, dostluğa, arkadaşlığa, aşka ihtiyaç duyuyor.”

Lord Cashman ve Sir McKellen hangi köşede kimlerle konuştularsa onların üstünde derin izler bıraktılar. Sir Ian McKellen etkileyici bir aktör ve bunun farkında. Anlattıklarının, arada muzipçe rol yapıyor olsa dahi, insanlara ulaşacağına inanıyor. Küçük ama iyi düşünelerek inşa edilmiş bir tiyatro sahnesinin çıkartacağımız en kısık sesi bile en geride duran seyirciye ulaştıracağına inanıyor. Üstelik sesin akıllıca kullanılması gerektiği görüşünde. Bağırmadan, biraz çaba ve detaylı planlamayla en anlamlı diyalogların kurulabileceğini görmüş. Özgür olmanın, herhangi bir yaşta herhangi bir kimseyi veya şeyi sevmenin büyüsünü tatmış.

Shakespear’den ilhamla onun söylediği gibi söylersek, bizler yalnızca yürüyen gölgeleriz ve zaman geçiyor. İlham almaya, güzel ruhlara ihtiyaç var. Tıpkı Lord Cashman ve Sir McKellen’ın ziyareti gibi.