Engellilik ve sanata erişim


Sosyal Sorumluluk Projesi Değil Kapsayıcı Film Festivali: Engelsiz Filmler Festivali

* Bu haberde görme engelliler için fotoğraflarda betimleme yapılmıştır


(Fotoğraf Ka Fotoğraf Geliştirme Atölyesi’ne aittir)
Koltukları ve halısı kırmızı renkte sinema salonunda oturanların ayaklarına odaklanmış bir fotoğraf. Oturanlar çocuklar, ayakları yere ulaşmıyor.

Engelsiz Filmler Festivali 2013 yılından bugüne Puruli Kültür Sanat Derneği tarafından hayata geçirilen, sinemanın erişilebilir olduğunu ortaya koyan bir film festivali. 2017 yılına dek Ankara Engelsiz Film Festivali adıyla gerçekleşen organizasyon şimdi başka şehirlere de gitmek, herkesin bir arada sinema izleyebileceğini daha çok şehirde göstermek istiyor. Açık Toplum Vakfı 2016 yılında olduğu gibi bu yıl da festivali destekledi. Bedava ve erişilebilir gösterimlerle herkesi sinemaya davet eden Engelsiz Filmler Festivali 2017 yılının Mayıs ayında Ankara’da, İstanbul’da ve Eskişehir’de gerçekleşti.

Festival yalnızca film gösterimleri yapmıyor. Yönetmen ve/veya oyuncularla söyleşiler, çeşitli yaş gruplarını kapsayan atölyeler, otizmli çocuklar için özel gösterimler filmlere eşlik ediyor. Tüm etkinliklerin bedava gerçekleştiğini eklemek gerek.

Açık Toplum Vakfı program sorumlusu Didem Tekeli, Puruli Kültür Sanat Derneği Başkanı ve Festivalin Program ve Medya Koordinatörü Ezgi Yalınalp ve Festivalin Genel Koordinatörü Kıvanç Yalçıner ile görüştü , onlarla festivali, amaçlarını, ileriye dönük planlarını konuştu.

Didem Tekeli (DT): Türkiye’de kim film izliyor ve kim film izleyebiliyor?

Kıvanç Yalçıner (KY): Sinema bir hoş vakit geçirme, eğlence etkinliği olarak görülüyor. Sinema izleyicisinin büyük kısmını oluşturan lise ve üniversite çağındaki gençler çoğunlukla komedi, aksiyon ve korku filmlerini izliyor. Elbette, gelir düzeyi sinemada film izlemesine olanak tanıyan ve herhangi bir engele sahip olmayan kişiler sinemada film izleyebiliyor. Sinema salonları dışında, yasal ve yasadışı dijital platformlarda da film izleniyor tabii; burada da tercihlerin benzer olduğunu düşünüyorum.

Ezgi Yalınalp (EY): Bu soruyu Türkiye’deki sinema kültürünün iki farklı boyutunu göz önüne alarak cevaplamak gerekiyor sanırım. Bu boyutlardan ilkine, “AVM’lerde izlenen sinema,” ikincisine “festivallerde izlenen sinema,” diyebiliriz. AVM’lerde ağırlıklı olarak belli bir formül üzerinden ilerleyen komedi filmlerinin izlendiğini görüyoruz. Türkiye’deki politik iklim sürekli olarak gergin olduğu için ve bu durum günlük yaşamlarımıza yansıdığından insanlar kendilerini gerilimden mümkün olduğunca uzaklaştıran filmleri izlemeyi tercih ediyor. AVM sinemalarına daha çok şehirde yaşayan lise ve üniversite öğrencileri gidiyor gibi görünüyor. Kırsalda ise durum bambaşka. Kırsalda, özellikle dezavantajlı bir gruba aitseniz, sinemaya gitmek bir lüks. Festivallerde izlenen sinemaya ise ağırlıklı olarak şehirde yaşayan, şehirde yapılan etkinlikleri takip eden bir kitle gidiyor. Kırsalda gerçekleştirilen film gösterimleri de oluyor, ancak bu gösterimler ücretsiz bile olsa bazı insanlar tarafından belli bir gruba ait etkinlikler olarak görülüp tercih edilmeyebiliyor. Yani sınıfsal bir durum söz konusu diye düşünüyorum.


Festivalin Program ve Medya Koordinatörü Ezgi Yalınalp kapalı bir mekanda masa başında, dizüstü bilgisayarının önünde oturuyor. Çalışıyor, gözü ekranda. Masada not defteri, kalem var, saksıda yeşil yapraklı çiçek sol alt köşeden kadraja girmiş. Ezginin saçları kumral, omuzlarında ve düz. Yakası, kolu açık bir bluz giymiş, boynuna fular dolamış. Arkasında raf üstüne konmuş çerçeveli bir tablo var.

Herkesin aynı salonda filmleri izlemesini sağlayan, ezberi bozan bir film festivali

DT: Filmleri herkes için erişilebilir kılmak nasıl sizin derdiniz oldu?

KY: Engelsiz Filmler Festivali’ni (EFF) ilk 2013 yılında düzenlemeye başladık. Aslında bu tarihten önce de film festivallerinde görev alıyorduk. Söz ettiğim festivallerde üç dört filmlik engelsiz gösterimler yapılmaya başlanmıştı. Filmler görme engelliler için sesli betimlemeyle gösteriliyordu. Fakat, işaret dili ve ayrıntılı altyazı olmadığından işitme engelliler bu gösterimleri takip edemiyordu. Üstelik filmleri betimleme olmadan izleme imkanı yoktu, dolayısıyla engeli olmayan bireyler bu gösterimleri takip etmeyi tercih etmiyordu.

Herkesin aynı salonda film izleyebilmesinin teknik olarak mümkün olup olmadığı, bunun dünyada bir örneği olup olmadığı sorusu aklımıza düştü. Herkesin bir arada film izleyebilmesinin mümkün olduğunu gördük. İşin nasıl yapıldığını anlamaya, öğrenmeye çalışırken anladık ki, görmemek veya duymamak hayatı ıskalamayı beraberinde getirmiyor. Basit birkaç düzenlemeyle herkesi dahil etmenin mümkün olduğunu öğrenmiş olduk. 

EY: Uzun zamandır birlikte çalışan bir ekibiz ve film festivalleri konusunda deneyimliyiz. Şunu söyleyebiliriz ki, Türkiye’de çok az film festivali özgün bir kimlik yaratmayı başarıyor. Bir film festivali reçetesi var ve hep bu reçete takip ediliyor. Açılışından kapanışa birbirinin neredeyse aynı olan çok sayıda film festivali bulunuyor. Ekip olarak bu durumdan rahatsızdık. Yeni bir film festivali yaratma arayışındayken özgün kimliği olan bir film festivali ortaya koymak ve bu festivalin sürdürülebilirliğini sağlamak öncelikli hedefimiz oldu. Bu öncelikler Kıvanç’ın söz ettiği durumla bir araya gelince, filmleri herkes için erişilebilir kılmak düşüncesi ortaya çıktı.

“Engelli değil, engellenmiş birey”

DT: Ulaşmaya çalıştığınız grup olan engelli bireylerle nasıl bir ilişki içindesiniz? Onlarla hangi kanallarla görüşüyorsunuz, onlar bu festivalin ne denli içinde?

KY: Ben, engelli birey tanımı sorumluluğu bedene yükleyen bir tanım olduğu için “engellenmiş birey” demeyi daha doğru buluyorum aslında. Yine de engelli diyelim burada. Engelli birey, günlük hayatta karşılaştığı engellemeler yüzünden zaten izole bir hayat yaşamak zorunda bırakılıyor. Bu nedenle festivale katılımlarının da zor olacağının farkındaydık. İlk yıl Ankara’da engellilikle ilgili faaliyet gösteren tüm kurum ve okullara davetiye ve e-posta göndererek festivalden haberdar olmalarını sağladık. Festivalde gerçekleşen atölye çalışmaları, çocuk filmi gösterimleri, otizm dostu gösterim gibi etkinlikler için ilgili okullar/kurumlar ile doğrudan iletişime geçerek bu etkinliklere toplu katılım olmasını sağladık. Festival filmlerimizi erişilebilir kılan Sesli Betimleme Derneği ve festival danışmanlarımız vasıtasıyla tanıştığımız çok sayıda kişi oldu. Festival ekibimizden kişilerin engeli olan arkadaşları festivale gidip geldikçe onları daha yakından tanıdık. Festivalin ikinci yılında ise festivale katılan seyircilerden geri bildirim alabilmek için anket hazırladık. Bu anket, seyircilerimizle dolaylı bir iletişim kurmamızı sağladı. Festival sırasında film ekipleriyle gerçekleşen söyleşilerde engeli olan seyircilerle tanışma fırsatı bulduk. Sosyal medya, Facebook ve Twitter hesaplarımız üstünden bizimle iletişim kuran seyircilerimiz oldu. Festivali medyada, açık hava reklamlarında, sosyal medyada vs. duyup gören ve ofisimize gelip bizimle tanışmak isteyen kişiler oldu. Kısaca engelli bireylerle iletişimimiz birbirinden çok farklı mecralar üzerinden ilerledi, ilerliyor.


Festivalin Genel Koordinatörü Kıvanç Yalçıner kapalı bir mekanda sandalyede oturuyor, kameraya yan dönmüş, ileriye bakıyor. Bacak bacak üstüne atmış, hafif kaykılmış. Saçlarını kazımış, hafif sakalı var. Kot, yakalı bir t-shirt ve ceket giymiş.

“Festivali sürdürmekle ilgili ciddi endişelerimiz var”

DT: Türkiye’de film festivalleri hakkında kısaca gözlemlerinizi almak isteriz. Festivalinizin geleceğine dair düşünceleriniz nelerdir?

KY: Bu sorunun cevabı epeyi uzun aslında. Türkiye’de film festivali denildiğinde ilk akla gelecekler, televizyonda, gazetelerde en çok karşılaştığımız festivaller sıralandığında, çoğunluğunun belediyeler tarafından organize edilen, ya da ihale edilen diyelim, etkinlikler olduğunu görürüz. Aralarında kırk, elli yıl önce düzenlenmeye başlayanlar olduğu gibi, daha yakın tarihlerde başlayanlar da var. Elbette belediyelerin şehirlerinde yapılan bir film festivalini desteklemesi gayet güzel şey. Benim söz ettiğim belediyelerin desteklediği değil, belediyelerin yaptırdığı etkinlikler. Neden şehirde film festivali yapmak isteyen sivil organizasyonları desteklemek yerine kendi film festivallerini yapmayı tercih ettikleri sorusu bir tarafa, bu etkinlikleri organize ederken temel motivasyonlarının sinemayla ne kadar ilgili olduğunu da sormak gerek. Belediyeler tarafından yaptırılan festivallerin çok büyük çoğunluğunun en öncelikli hedefinin şehrin veya şehirle özdeşleşmiş meyvenin  tanıtımı olduğunu, turist sayısını artırmanın veya bu ürünün pazarını genişletmenin temel hedef olduğunu anlıyoruz. Söz ettiğimiz festivallerin bastırdığı tanıtım dosyalarından ya da yerel gazetelerde festivalle ilgili çıkan haberlerden bunu okuyabiliyoruz. Yalnızca film festivallerinin değil, köklü ve güçlü tüm organizasyonların düzenlendikleri şehirlere bu tür katkıları oluyor aslında, bunun dünyada pek çok örneği var. Fakat her yıl bir başka ekip tarafından organize edilen, belediye başkanı değiştikçe vizyon değiştiren, dolayısıyla bir süreklilik yakalayamayan ve samimi olarak sinemayla ilgili bir dert taşımayan festivaller köklü de olsalar herhangi bir hedefe ulaşmak konusunda pek yol alamıyorlar. Konuşmaların uzunluğundan sonu gelmeyen törenler, belediye başkanı katılacağı için geç başlatılan filmler vs. bu yüksek bütçelerle gerçekleştirilen organizasyonların karakteristiği olmaya devam ediyor. 

Sivil organizasyonlar tarafından ortaya konan film festivalleri için destek bulup sürekliliği sağlamak en temel sorun diyebilirim. Belli bir popülerliği yakalamış olan az sayıda örneği ayırarak söylüyorum bunu, ki bunların sayısı tüm Türkiye’de en fazla bir elin parmakları kadardır. Asıl desteklenmesi, teşvik edilmesi ve yaygınlaştırılması gerekenin sivil organizasyonlar olduğunu düşünüyorum. Devlet kurumlarında ya da özel sektörde bir etkinliği destekleyip desteklememeye karar verenler, organizasyonun iktidara yakınlığına göre pozisyon alıyorlar. Bu da bir, iki yıl yapıldıktan sonra devam edemeyen ya da ancak kıt kaynaklarla iki, üç aylık sürelerde hazırlanan ve ileriye adım atamayan festivalleri beraberinde getiriyor.

Bir film festivali kim tarafından organize edilirse edilsin Türkiye’nin sinema sektörü tarafından kabul görüyor. Çünkü film festivalleri yerli yapımlar için fırsat oluşturuyor. Yaşanan büyük dağıtım sorununa bağlı olarak oynayacak salon bulamayan yerli yapımlar için film festivalleri izleyiciye ulaşmada en önemli mecra haline geliyor. Burada Antalya Film Festivali’nin bu yıl aldığı bir kararla ulusal yarışmayı programdan çıkardığını belirtmek gerek. Başka festivallerin de Antalya Film Festivalini takip etmesi Türkiye sineması için bu olanağın da ortadan kalkması demek olacak.

EFF çizdiğimiz tablonun bir parçası ve Festival’i sürdürebilmekle ilgili endişelerimiz var. Biz EFF’yi öbürleri gibi bir film festivali olarak görüyoruz. Bizim festivalimizin farkı, kapılarını görme, işitme, ortopedik engeli olanlara, otizm spektrum bozukluğu yaşayanlara açması. Fakat biz bunu söylesek de EFF, çoğunlukla “sosyal sorumluluk projesi” olarak değerlendiriliyor ve bu destek bulmamızda bize kolaylık sağlıyor açıkçası. Bu durumun şimdiye kadar Festival’i sürdürebilmemizde en önemli etken olduğunu düşünüyorum. Bir sonraki yıl için kaynak yaratmaya çalışmanın yanı sıra, yukarıda çizdiğim tablo içinde çok mümkün görünmese de, Festival’i ve yapmaya çalıştıklarımızı anlatarak orta-uzun vadeli işbirlikleri aramaya devam ediyoruz.


(Fotoğraf Ka Fotoğraf Geliştirme Atölyesi’ne aittir)
Kapalı bir mekan. Engelsiz Filmler Festivali 2017’nin Eskişehir, İstanbul ve Ankara’da ne zaman yapılacağını gösteren ayaklı poster ve bu posterin yanında sandalyeye oturmuş bir kadın var. Kadın sanal gerçeklik seti kullanıyor. Kulaklarında kulaklıklar var. Gözlerini içine alan, hacimli, siyah bir sanal gerçeklik gözlüğü takmış. Bacak bacak üstüne atmış, gözlükte gördüğüne odaklandığı anlaşılıyor.

EY: Festivallerin büyük kısmının birbirine benzerliği, kendi kendine karar alamama ve sürdürülebilirliklerini sağlayamamaları, festivallerin önünü tıkayan en önemli sorunlar olarak yıllardır karşılaştığımız sorunlar. Kıvanç’ın da bahsettiği gibi Türkiye’deki film festivallerinin çoğu ne yazık ki belediyelerin, valiliklerin güdümünde. Son olarak Antalya Film Festivali’nin 54 yıllık bir gelenek olan ulusal yarışmayı iptal etmesiyle, bu durumun hangi sonuçlara yol açabileceğine tanıklık etmiş olduk. Siyasal iklim sertleştikçe, kültür sanat etkinlikleri de bundan gitgide daha fazla etkilenmeye başlar oldu. Sansür meselesi zaten bir süredir festivallerin gündeminden düşmeyen önemli bir sorun. Festivaller sansürle, gösterim iptaliyle anılan, her an patlamaya hazır birer bomba olarak algılanmaya başlandığı için, festivallere sponsor olan özel kuruluşların sayısı da giderek azalmaya başladı. İstanbul Film Festivali gibi köklü bir festival, bu sene ana sponsoru olmadan gerçekleştirildi. Bu gelişmeler tabii ki EFF’nin sürdürülebilirliği konusunda bizde endişe yaratıyor. Hali hazırda kurduğumuz ilişkilerin çeşitliliğini geliştirmeye çalışarak bu endişeyi azaltmaya çalışıyoruz.

DT: Film festivaliniz dünyadaki festivallerden nasıl besleniyor?

KY: Henüz ilk festivali dahi yapmamışken benzer festivallerle iletişime geçtik. Avustralya’dan The Other Film Festival ilk ilişki kurduğumuz organizasyon oldu. Bizimle deneyimlerini, bilgilerini paylaştılar. Bunlar bize Festival’i planlarken çok yardımcı oldu. EFF ile aynı yıl Barselona’da düzenlenmeye başlayan Festival Inclus’u ziyaret ettik ve ardından Avrupa’da gerçekleştirilen benzer festivallerin yer alacağı bir ağ kurmak için konuşmaya ve çalışmaya başladık. Bu yıl, 10-12 Kasım 2017’de Hamburg’da 3. kez gerçekleştirilecek Klappe Auf! Kısa Film Festivali’ne Türkiye’den 3 kısa filmlik bir seçki hazırladık. Bu filmler Hamburg’da hem Türkçe, hem Almanca sesli betimleme ve işaret diliyle gösterilecek. Biz ekip olarak erişilebilir festivaller düzenlemekle ilgili panelde konuşmak üzere orada olacağız.

EY: Dünyada gerçekleştirilen benzer festivalleri yakından takip ederek erişilebilirlik konusundaki yeni uygulamalara sürekli göz atıyoruz. 2015’te ilk kez gerçekleştirdiğimiz Otizm Dostu Gösterim, yurtdışındaki bir festivalde görüp burada gerçekleştirdiğimiz bir etkinlik oldu. 2013 yılından bu yana The Other Film Festival, Bosifest, Picture This Film Festival, Festival Inclús ve Klappe Auf! Kısa Film Festivali olmak üzere beş farklı organizasyonla festival ortaklıkları gerçekleştirdik. Uzun vadede bu festivallerin temsilcilerinin bir araya gelip fikir alışverişinde bulundukları bir ağ geliştirmeyi hayal ediyoruz.

“En büyük amacımız, festivalimizi yaygınlaştırmak”

DT: 2017 Engelsiz Filmler Festivalinin en başarılı ve en başarısız olduğu noktalar neydi?

KY:
İlk yılın ardından, Festival’in diğer şehirlere de gitmesi gerektiği bize söyleniyordu fakat biz acele etmek istemedik. Festival’i beşinci yılında Eskişehir ve İstanbul’da sorun yaşamadan gerçekleştirebilmiş olmak bizim için önemliydi, bu başarı hanesine yazılabilir. Her iki şehirde duyuru konusunda yetersiz kaldığımızı düşünüyoruz. Bu, hem Festival sırasında birebir görüşmelerde, hem de yine Festival sırasında doldurulan anketlerde izleyicimiz tarafından da belirtildi. 

EY: Logomuzla ilgili şu bilgiyi vermek isterim. Bu yıl festivalin kısaltma ismi olan “EFF”, yeni logoda hem latin alfabesi, hem de braille alfabesi ile belirtildi. EFF harflerinin her biri farklı karakterlerle yazıldı. Bunun nedeni farklılıkların bir aradalığına yapmak istediğimiz vurgu idi. Festival’in 2017 sloganı “Bir Arada Film İzlemek Mümkün.” Logomuzda da farklılıklarımızla bir arada bulunmamızın mümkün olduğunu belirtmek istedik.

DT: Engelsiz Filmler Festivali ileride neler yapacak? Planlar nedir?

KY: Başka şehirlere de gitmek hedeflerimizden biri.Festival’in erişilebilirliğini artırmak için hala yapılması gerekenler var. Maliyetler ve öncelikleri dengeleyerek ilerlemeye çalışıyoruz. Duyuru ve tanıtım konusunda Festival’e katkısı olacağını düşündüğümüz işbirlikleri geliştirmek istiyoruz.

EY:
Festival kataloğumuzu ve gösterim takvimimizi Braille Alfabesi ile basmak, websitemizi tamamen erişilebilir kılmak, engellilik-sinema ilişkisini araştıran bir kitabın Türkçe’ye çevirisini yaparak yayınlamak gibi kısa vadeli hedeflerimiz var. Teknoloji geliştikçe erişilebilirlik konusunda yeni gelişmeler meydana geliyor. Uzun vadede bu yenilikçi teknolojilere festivalde yer vermeyi istiyoruz. Ayrıca festivalden bağımsız olarak erişilebilir bir sinema mekanı oluşturmak gibi bir hayalimiz var.