Engelli hakları İrlanda’da tartışıldı


Psikososyal engelli bireylere ayrımcılık devam ediyor

*Bu haberde görme engelliler için fotoğraflarda betimleme yapılmıştır


CDLP 9. Uluslararası Engellilik Hukuku Yaz Okulu katılımcıları, Galway Devlet Üniversitesi’nin kampüsünde, yeşil bir alanda ayakta duruyorlar. Fotoğraf onlara cepheden bakan bir binanın üst katından çekilmiş. Yarım ay şeklinde sahaya yayılmış katılımcıların tümü objektife bakıyor.

Engellilik Hukuku ve Politikası Merkezi (Centre for Disability Law and Policy – CDLP), İrlanda’da Galway Devlet Üniversitesi’nde faaliyet gösteriyor ve akademik çalışmaların yanı sıra sahada da faaliyetlerini sürdürüyor. Merkez, arada kesintiye uğramış olsa da, dokuz yıldır her yaz engellilik hukuku üstüne uluslararası yaz okulu düzenliyor. Geleneksel hale gelen yaz okulu, son yıllarda kendine bir tema belirlemeye ve programını bu temanın etrafında şekillendirmeye başladı. 2017’de 19-23 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen dokuzuncu yaz okulunun ana teması psikososyal engellilikti. Sayısı iki yüzü aşan katılımcılar, dünyanın çok farklı bölgelerinden gelen özsavunucular, akademisyenler, öğrenciler, karar alıcılar, hizmet sağlayıcılardı.

Birleşmiş Milletler Engelli Bireylerin Haklarına Dair Sözleşme

Birleşmiş Milletler Engelli Bireylerin Haklarına Dair Sözleşme (BM EHS) ve özellikle sözleşmenin yasa önünde eşit tanınmayı anlatan 12. maddesiyle, bağımsız yaşayabilme ve topluma dahil olmaktan söz eden 19. maddesi ele alınan ana konulardı. Engelli bireylerden söz edilirken genellikle unutulan veya ikinci plana atılan engelli çocuklar, kapsayıcı eğitim, zorla tedaviye alternatif yöntemlerin neler olabileceği ve dünyada yeni yeni ortaya çıkan “Delilik Çalışmaları” (Mad Studies) konu edilen öbür başlıklar arasındaydı. Tüm tartışmalarda engelli bireyler arasında kadınların, çocukların, LGBTİ bireylerin, göçmenlerin olduğu unutulmadı. Birbirinden çok farklı insanlardan söz ediyoruz, dolayısıyla engelli bireyin topluma tam ve etkin katılması için sunulacak hizmetlerin bu farklılığa, çeşitliliğe saygı duyması bekleniyor. Engelliliği tartışırken farklı deneyim ve bilginin paylaşılmasını sağlamak, bu açıdan da oldukça önemli hale geliyor.

BM EHS, engelli bireylerin herkesle eşit haklara sahip olmasını sağlamak için ülkelerin yapması gerekenlere dair bir mutabakattır. 13 Aralık 2006 yılında BM Genel Kurulu’nda kabul edilen sözleşme ile devletlerin yürürlükte bulunan ve engelli bireyler aleyhinde ayrımcılık teşkil eden yasa, düzenleme, gelenek ve uygulamaları değiştirmesi veya ortadan kaldırması için gerekli olan, yasama faaliyetleri dahil uygun tüm tedbirleri alması mümkün hale geldi. Artık devletlerin tüm politika ve programlarında engelli bireylerin insan haklarını korunması ve güçlendirmesi bekleniyor Bir başka deyişle bu sözleşme, yasalarda, düzenlemelerde, uygulamalarda bireyler arasında eşitliği bozan noktaların ortadan kaldırılabilmesi için hukuki bir dayanak sağladı.

EHS yasalarda, düzenlemelerde, uygulamalarda bireyler arasında eşitliği bozan noktaların ortadan kaldırılabilmesi için hukuki bir dayanak sağladı, ancak bu yeterli mi? CDLP’nin 9. uluslararası engellilik hukuku yaz okulu katılımcılarının tartıştığı ana sorulardan biri buydu. Üstelik bu soru, engelli bireyler arasında en fazla ayrımcılığa uğrayan psiko-sosyal engelli bireylerin hayatları göz önüne alınarak irdelendi.

“Biz Olmadan Bizimle İlgili Hiç Bir Şey”

Yasaların, düzenlemelerin haklarımızı elimizden almayacak biçimde yazılması azami öneme sahip. Ancak en az bu denli önemli bir başka şey, BM EHS’nin ilkelerini benimsemek ve bu ilkeleri yaşam pratiklerimizin bir parçası haline getirmek. Bunun için doğru soruları sormamız gerekiyor. Örneğin, farklı olduğunu düşündüğümüz kişileri nasıl kendimize benzetebileceğimiz veya zarar görmemeleri için onlar adına hangi önlemleri, hangi kararları almamız gerektiğini düşünmekten vazgeçmeliyiz. Bunun yerine, herkesin – ama ne denli farklı olursa olsun herkesin – sahip olduğu insan hak ve özgürlüklerini kullanması için neler yapabileceğimizi sormaya başlamalıyız. Doğru soruları sormanın en doğru yolu engelli bireyin kendisini dinlemekle başlıyor. Zaten bu nedenle dünyadaki engelli hareketinin sloganı: “Biz Olmadan Bizimle İlgili Hiç Bir Şey”.

Doğru soruların neler olduğunu bulmak için diyalog kurmaya ihtiyacımız var ancak bu diyaloğu bütünleştirici bir dille kurmamız ve tüm “kırılgan” grupları kapsamamız gerek. Hint aktivist Bhargavi Davar tam da böyle bir dili yaratmak gerektiğini düşünenlerden. Memleketi Hindistan’da annesinin “deli” diye etiketlendiğini görmüş ve zorla bir psikiyatri kurumuna kapatılmasını deneyimlemiş bir kadın Bhargavi. Annesinin kaldığı kurumda yaşanan türlü hak ihlallerine şahitlik etmiş, yaşadıkları nedeniyle akut depresyondan ve uzun süreli travmadan kurtulma mücadelesi vermiş, bu anlamda “hayatta kalmış” birisi. 1993 yılından beri aktif olarak ruh sağlığı savunuculuğu yapıyor.

Bhargavi Davar, 1999 yılında Bapu Trust for Research on Mind and Discourse (BAPU Akıl ve Söylem Üstüne Araştırmalar Vakfı) adıyla bir sivil toplum örgütü kurulmasına öncülük ediyor. Hindistan’da psikososyal sorunlar yaşayan bireylerin görünür, kendi adlarına söz sahibi olmaları için ve kamuoyunun onlara dair bilgisi ve farkındalığı olsun diye çalışan örgüt, pek çok ilham verici adım atıyor. Bapu Vakfı, ruh sağlığında sorunlarla yaşayan ve psiko-sosyal engeli olan bireylerin bağımsızlıklarını ve özgüvenlerini sağlayacak, onları toplumla bütünleştirmeyi hedefleyen pilot programlar üretiyor ve bu programları izliyor. Atılan adımların sosyal, yasal yapıda ve politikada daha iyiye gidecek bir değişim sağlaması için savunu çalışmaları yürütüyor.

Bhargavi, yerelde değişim yaratmanın önemini vurguluyor. BM EHS’yi hayata geçirmek için kapsayıcı bir topluma dönüşmemiz gerektiğini, böyle bir toplum olursak hepimizin daha mutlu ve faydalı hayatlar sürdüreceğine inandığını belirtiyor. Bhargavi, desteğe ihtiyaç duyan insanlar için de fırsatlar yaratılması görüşünde:

“Bireyin yaşadığı yerde yaratılacak fırsatlar ancak birden fazla ise aralarından tercih yaptığımızı söyleyebiliriz. Ruh sağlığında sıkıntılar yaşayan bireyler kendi hayatlarına dair söz sahibi olmalı ve kendi tercihlerine göre destek seçenekleri arasından seçim yapabilmeli.”

Açık Toplum Vakfı olarak biz de birbirimizin bilgisi ve deneyiminden yararlanmanın önemine inanıyoruz. Toplumda yer alan tüm bireylerin farklılıklarını koruyarak ve kendilerini her anlamda güvende hissederek hukukun üstünlüğüne dayalı güçlü bir toplumda yaşamasını hedefliyoruz. Söz ettiğimiz toplum engelli bireyi de kapsayan ve onun haklarını gözeten, ona, ihtiyaç duyması halinde destek vermeye hazır bir toplum. Bu amaç için farkındalık yaratan, bütünleştirici eğitimin nasıl uygulanması gerektiği konusunda araştıma yapan, eksiklerin neler olduğunu ortaya koyup daha iyiye doğru değişim için adım atan örgütleri desteklemeye devam ediyoruz.