Eğitim Köprüsü


Suriyeli mülteci çocuklar Türkçe öğreniyor

7. sınıf öğrencisi Muhammed Abdullah 5 yıldır Türkiye’de. O, okul çağındaki 800 binden fazla Suriyeli mülteci çocuktan birisi. Büyünce doktor olmak istiyor. Branşını da belirlemiş: İç hastalıkları. Bir devlet okuluna giden Muhammed, Türkçesini geliştirmek amacında: ‘’Dilimi geliştirirsem daha fazla arkadaşım olur, ileride de doktor olma şansım yükselir.’’ Koyu bir Fenerbahçeli olan Muhammed, takımın son zamanlarda gösterdiği performanstan da memnun değil.

‘’Benim gibi, çok daha fazla çaba göstermeli takım’’ diyor, gülerek.

Muhammed, Suriye Nur Derneği’nin Açık Toplum Vakfı’nın desteğiyle, İstanbul’un Fatih ilçesinde başlattığı ‘’Eğitim Köprüsü’’ projesinin 80 öğrencisinden. Projenin temel hedefi, mülteci çocuklara Türkçe öğretmek. Derslere devam eden çocukların 20’si hiç okula gitmiyor. 5’i Suriye okullarında, geri kalanlar ise Türk okullarında okuyor. Projenin diğer amaçları; okula gitmeyen ya da Suriye okullarında okuyanları da Türk okullarına kazandırmak, halihazırda devlet okullarına gidenleri ise güçlendirmek. 4 çocuk devlet okullarına kazandırıldı bile. Bir başka olumlu gelişme ise, çalışan 9 çocuğun eğitim hayatına başlamaları.

16 yaşındaki Muhammed Cıbara, ülkemizde sayısı hala tam olarak belli olmayan çocuk işçilerden birisi. Seyyar satıcılık yapıp, ailesine destek oluyor. Türkiye’ye 2014’te geldi. Suriye’de ortaokula gidiyordu ama ülkemizde bir daha okuma şansı bulamadı. ‘’3 yılda, az da olsa Türkçe öğrendim. Yetmiyor bana. Bu kurs, benim için bir fırsat’’ diyen Muhammed okula dönmek istediğini, ama ailesini yüzüstü bırakamayacağını anlattı ve ekledi:

‘’Eğer bir gün Suriye’ye dönebilirsem, polis olacağım.’’

6 Türkçe öğretmeni görev yapıyor

Dersleri Türk öğretmenler veriyor. Çocuklar mutlu, heyecanlı. Muğlalı öğretmen Semra Zeytun, bu öğretmenlerden birisi. Etüd merkezlerinde çalışırken projeden haberdar olan Semra öğretmen, yaptığı işten gurur duyuyor:

‘’Daha önce mülteci meselesini sadece basından takip ediyordum. Şimdi ise çözümün bir parçasıyım. Savaş korkunç birşey.’’

Semra öğretmen, zor bir süreçten geçen bu çocukların kızılmaya, bağrılmaya alışmış olduklarını, bu yaklaşımı değişitirmek için ailelerle de çalıştıklarını anlattı.

Öğretmenlerden Dilara Öztürk de özel bir dil kursunda yabancılara Türkçe öğrettiği sırada projeden haberdar oldu. Mültecilerin Türkiye’nin bir gerçeği olduğunu söyleyen Dilara öğretmen, çocukların çok fazla ve sevgi ve hoşgörüye ihtiyaçları olduğunu vurguladı.

Ne kurs ne de ulaşım için çocuklardan para talep ediliyor. Çocuklar Fatih, Beyoğlu ve Şişli’den geliyor. Hafta içi her gün 10.30-14.00 saatleri arasında eğitim görüyorlar. Çocukların beslenmelerine de özen gösteriliyor. Suriye Nur Derneği, Fatih esnafı, veliler ve yardımseverler sayesinde, çocuklara sıcak yemek de veriliyor. Dernek, projenin devamını mutlaka getirmek amacında.

Öğretmen Hacer Çiftçi, çocukları anlatırken gülüyor:

‘’Çok hareketliler, çok. Onları sınıfta tutmak zor. Herkes arkadaşıyla aynı sınıfta olmak istiyor.’’

Yıllardır mültecilerle çalışan Hacer öğretmene göre, Türkiye ve Suriye arasındaki eğitim sistemi farklılığı ve kültürel konular, öğrenmeyi zorlaştırıyor:

‘’Çocuklara sabırla yaklaşmalı, her zaman yardımcı olmalıyız.’’

Bir devlet okulunda sınıf öğretmenliği yapan Nida Bakırcıoğlu da, okula yeni başlayan Suriyeli çocukların uyum sağlamakta zorlandıklarını ve tepklerini disiplinsiz ve inatçı davranarak gösterdiklerini belirtti. Ailelere de büyük görev düştüğünğü anlatan Nida öğretmen, çok sayıda Suriyeli ailenin çocuklarını Türk okullarına göndermek istemediğinin altını çizdi:

‘’Suriyeli anne ve babalarının bu bakış açısını değiştirmeliyiz.’’

Okul çağında 830 bin mülteci çocuk

Türkiye’de son resmi verilere göre okul çağında 830 bin Suriyeli mülteci çocuk var. Bunların 490 bini okula giderken, 340 bini eğitim sisteminin dışında. Okula giden çocukların 330 bin Geçici Eğitim Merkezi (GEM) olarak adlandırılan Suriye okullarında eğitim görüyor. Milli Eğitim Bakanlığı, Arapça eğitim verilen ve Suriye müfredatının okutulduğu bu kurumları kademeli olarak birkaç yıl içinde kapatacak. Bu okullarda okuyan çocuklar, devlet okullarına geçecek. Dolayısıyla bu çocukların Türkçe öğrenmeleri şart. Zaten dil öğrenimi 2017 ve 2018 yılları için Milli Eğitim Bakanlığı’nın da önceliği.

13 yaşındaki Fatma Absi, bir GEM öğrencisi. Ama o da bir süre sonra devlet okulunda eğitim hayatına devam edecek. Bu yüzden de Türkçesini geliştirmek zorunda. Fatma da, bunu bildiği için, çok çalışıyor.