Çankırı’daki mülteciler


Açık Toplum Vakfı’nın desteğiyle Türkçe öğrenen çocuklar

‘’Benim adım Abdülkani Yusuf. Türkçe öğrendiğim için çok mutluyum.’’

11 yaşındaki Somalili mülteci Abdülkani’nin gözlerinin içi gülüyor bu sözleri söylerken. Defterini açıp, yavaş, ama kendinden emin bir şekilde ‘En büyük Beşiktaş’ yazmaya başlıyor. Doğru yazdığını anlayınca, mutluluğu daha da artıyor.

Abdülkani, 3 kardeşi ve annesiyle birlikte 2016’da geldi Çankırı’ya. Babasını kaybetti kendi ülkesinde. Yeni yaşamındaki öncelikli hedefi, okula gitmek. Ama bunun için de Türkçe öğrenmesi gerekiyor. Açık Toplum Vakfı’nın desteği ve Çankırı Gençlik Kültür ve Eğitim Derneği’nin başlattığı Türkçe kursu, onun için büyük bir fırsat.

Kursa, çoğu Suriyeli, 95 çocuk katılıyor. Dersler, Çankırı’nın Koç Oteli’nde, haftasonu veriliyor. Sabah 9’da başlayan ders, öğleden sonra saat 3’e kadar devam ediyor. Salon hıncahınç dolu. Çocuklar, yeni öğrendikleri kelimeleri haykırıyor adeta. Söz verilen bir öğrenci öğretmenin sorduğu sözcükleri sayıp, cümleler kurarken, diğerleri ona kopya vermeye çalışıyor. Kimi kendini tutamıyor, kelimeleri yüksek sesle söylüyor. Diğerleri fısıldıyor.

12 yaşındaki Muhammed Ali Muhsin, Iraklı. Ailesiyle birlikte Bağdat’tan kaçtı. Muhammed, ağabeyini Irak’taki mezhep çatışmaları esnasında kaybetti. Daha da kötüsü, ölümüne tanıklık etti. Muhammed, Çankırı’da okula giden az sayıdaki mülteci çocuktan biri. Diğerlerine göre daha şanslı belki:

‘’Türkiye’yi çok seviyorum. İstanbul’u çok duydum arkadaşlarımdan, büyüklerimden. Bir gün, oraya gitmek isterim. Bir de Bodrum’a… Bodrum’u da çok merak ediyorum.’’

Göç İdaresi’nin Şubat 2017 verilerine göre Çankırı’da 365 kayıtlı Suriyeli mülteci yaşıyor. Onları Afgan, Iraklı ve Afrika ülkelerinden gelenler takip ediyor. Henüz kayıtları yapılmayanlarla birlikte bu sayı bine yaklaşıyor. Mülteciler ağırlıklı olarak Çankırı’nın İnciliçeşme Mahallesi’nde oturuyor. Yasal olarak çalışan neredeyse hiç yok. Okullaşma oranı düşüktü; ta ki bu kurslar verilene kadar.

Kurslar sayesinde 80’den fazla mülteci çocuk okula başlayabildi. Kayıtlarını, Çankırı Gençlik Kültür ve Eğitim Derneği yaptı. Aynı zamanda, çocukların okula devam durumları da takip ediliyor. Kursun ünü il dışına da yayıldı. Ankara’nın ilçeleri Pursaklar ve Akyurt’tan dahi haber geldi, ‘’biz de çocuklarımızı kaydettirmek istiyoruz’’ diye. Dernek, bu yoğun talebe cevap vermenin yollarını arıyor.

Peki mültecilerin yolu nasıl oluyor da Çankırı’ya düştü? İnciliçeşme Mahallesi’nde dolaşırken dinlediğimiz bazı hikayeler, filmlerden çıkma sanki. Rukiye Bukemal geçtiğimiz yıl Deyrezzor’dan Hatay’a gelmiş ailesiyle. Ardından insan kaçakçıları onu İstanbul diye Çorum’a götürmüş. Rukiye hanım, Çorum’da ne yapacağını düşünürken Çankırı’da mültecilerin yaşadığını duymuş ve bir kez daha yollara düşmüş. Çankırı’daki yaşamlarına ayak uydurmakta güçlük çekiyorlar. Suriye’deyken bir kafeterya işleten eşi, şimdi gündelik işlerle geçimlerini sağlamaya çalışıyor. Büyük oğlunun kimliği henüz çıkmadı o yüzden okula gidemiyor. Yine de umutlarını korumaya çalışıyorlar.

Projenin fikir babası Zeynel Gül. Mültecilerin sorunlarını kendine dert edinen Gül, mültecilerin Türkiye’de kalıcı olacağını düşünenlerden. Zaten bu yüzden de girişiminin adını ‘Ben artık mülteci değilim, sizden biriyim’ koymuş. Zeynel Gül, imam. Amacı sadece mülteci çocuklara Türkçe öğretmek, onları okullu yapmak değil. Gül, bu projesiyle Çankırı’da farkındalık da yaratmak istiyor. Şehirde mülteciler konusunda yeterli çalışmalar yapılmadığını, halkın mültecilere karşı önyargılı olduğunu düşünen Gül, bu projeyle mülteciler konusunda çalışmalar yapmak isteyenlere ilham olmayı da umuyor:

‘’Çankırı’da mültecilere karşı olumsuz bir bakış mevcuttu. Projemiz sayesinde bunu biraz kırdığımızı düşünüyoruz. Örneğin okul müdürleri artık çok daha açık, çok daha sıcak davranıyor bu çocuklara karşı.’’

Dersler bittiğinde çocuklar servislerle alınıp, evlerine götürülüyor. Servislerin içi Türkçe şarkılarla, kahkahalarla inliyor. Şoförlerden biri kızayım mı güleyim mi derken, çocuklara Arapça’da ‘’sessiz olun’’ anlamına gelen ‘’uskutu’’ diye sesleniyor. Çocuklar daha da gülmeye başlıyor.