Binlerce kişinin ağırlığını sırtında hisseden kadın


Suriyeli mülteci Selma Akdağ: Bir başarı öyküsü

Selma Akdağ’nın hep acelesi var. Hızlı hızlı yürüyor, çabuk çabuk konuşuyor. Gözü sürekli telefonunda. Kurduğu Whatsapp grubunun yüzlerce üyesi var. Mesajları tek tek gözden geçiriyor. Bazılarına cevap yazıyor. Bazılarınıysa ‘’şimdi olmaz, şimdi olmaz’’ diye, kısık sesle, adeta söylenerek, cevapsız bırakıyor.

Nasıl acelesi olmasın ki? Selma Akdağ’nın yöneticiliğini yaptığı Söz Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Türkiye çapında tam 2.300 mülteci aileye insani yardım sağlıyor, sağlık sorunlarına çare bulmaya çabalıyor. Bu devasa yük, onu zaman zaman yoruyor:

‘’Bazen kimseye yetişemediğimi düşünüyorum. Ama emin olun, çabalıyorum.’’

Eğitim, artık Akdağ’ın önceliklerinden biri. Derneğin, Şanlıurfa, Nusaybin, Batman ve İstanbul’da açtığı geçici eğitim merkezlerinde (GEM) halihazırda yüzlerce Suriyeli çocuk okuyor. Suriye müfredatına göre eğitim veren GEM’ler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın aldığı karar üzerine aşamalı olarak kapatılacak. Birkaç yılda tamamlanacak bu geçiş sonrasında çocuklar Türk okullarında okuyacak. Selma Akdağ, bir yandan eğitim faaliyetlerine devam ederken, diğer yandan da GEM-sonrası dönem için hazırlık yapıyor:

‘’Okullarımızda şu ana kadar 4.600 öğrenci okudu. Okullarımızda kimseden para almıyoruz. Ulaşımı da ücretsiz sağlıyoruz. Önemli olan bu çocukların sokaktan, işyerlerinden, evlilikten kurtulması. 13 çocuğum şimdi üniversitede. Onlarla gurur duyuyorum.’’

Açık Toplum Vakfı’nın 2016 yılında desteklediği okulda 300 öğrenci okurken bu sayı şimdi neredeyse 2 katına çıktı. Söz Derneği, şimdi yeni ve daha büyük bir binaya geçmenin planlarını yapıyor. Eğitimlerin 2017 Mart ayında başlaması hedefleniyor.

‘’Türkçe öğrenebilmek için yeniden ilkokula gittim’’

Selma Akdağ Türkiye’ye 2012 yılında geldi. O da Suriye’deki savaşın hayatını alt üst ettiği milyonlarca kişiden biriydi. İstanbul’a ayak bastığında ne yapacağını bilemedi. İş yoktu. Tek kelime Türkçe bilmiyordu:

‘’Önce bu dil sorununu çözmem gerektiğine karar verdim. Geçici koruma kimliğimi alır almaz yaptığım ilk iş, İstanbul Esenler’de bir ilkokula yazılmak oldu.’’

Akdağ işte bu şekilde yeniden okumaya başladı. Hem de birinci sınıftan başlayarak. İlkokulu başarıyla bitiren Akdağ, aslında halen lise öğrencisi. Ama yaptığı yardım faaliyetleri sebebiyle okula ayıracağı vakit pek kalmamış.

Sadece okul mu? Ailesine de vakit ayıramamaktan şikayetçi:

‘’4 çocuğum var, biri Turkiye’de doğdu. Hepsi okulda. İşlerim o kadar fazla ki, onlara yeterince zaman ayıramıyorum. Buna da çok üzülüyorum. Eşim daha fazla dayanamadı ve bakıcı tuttu.’’

Neredeyse tüm vaktini derneğine ve yardım faaliyetlerine ayıran Akdağ, bu yoğun tempodan nefeslendiğindeyse kitap okuyor. Şu sıralar kendini Suriyeli şair Abdüllatif el Hüseyni’nin kitaplarına vermis. ‘’Buram buram vatan kokuyor onun yazdıkları’’ diyor Akdağ. El Hüseyni bir kitabını da, Almanya’ya yerleşmeden önce, Akdağ’a hediye etmiş.

Irak’taki kamplarda yaşayan Suriyeli mültecilere de yardım götürüyor

Selma Akdağ sadece Türkiye’de değil, Irak’ta da mültecilere destek olmaya çalışıyor. Uzun uğraşların ardından oradaki kamplara girebilmek için gereken izinleri almayı başardı. Irak ve Türkiye’deki durumu karşılaştırdığındaysa, iki ülkenin mültecilere yaklaşımları arasındaki 180 derece farka dikkat çekiyor:

‘’Irak’ta da Suriyeli mülteciler var. Onlara da ulaşmaya çalışıyoruz. Türkiye’ye gelenler, çok daha iyi, çok daha insani şartlarla karşılaşıyor. Çalışabiliyorlar. Ayrıca Türkiye Devleti’nin yardımları aralıksız devam ediyor. Aynı şeyi Irak için söyleyebilmem mümkün değil. Çok, ama çok kötü durumdalar. Bu yüzden oraya da bir dernek şubesi açtık. Yardımlarımız başlıyor.’’

Selma Akdağ, çalışmalarıyla, mülteci krizinin yaşattığı acı ve zorlukları elinden geldiğince hafifletmeye çalışan Türkiye’deki binlerce insandan biri. Biz de Açık Toplum Vakfı olarak krizin yarattığı etkiyi hafifletmek için mücadele eden dernek, kişi ve kurumların destekliyor ve kapasitelerinin güçlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.