İSHAK ALATON

Hoşçakal Lüzumlu ve Lüzumsuz Adam!

İshak Alaton ya da hepimizin İshak Bey’ini kaybettiğimizden bu yana henüz sayılı günler geçti. Ardından yazılan mesajlarda makalelerde yer alan ortak cümle: Büyük bir coşku, insana enerji veren bir yaşam heyecanı ve Türkiye’nin geleceğine ilişkin bitmeyen bir umut..

Çevremizde pek çok heyecanlı insan var. İshak Bey’in farkı, hayatı boyunca tutarlılıkla, büyük bir heyecan, enerji ve coşkuyla hümanist, rasyonel ve demokrat bir toplum özlemini savunmuş olmasıydı.

Bu özellikler İshak Bey’in benliğine işlemişti.

Lüzumlu Adam ve Lüzumsuz Adam isimli iki ciltlik otobiyografisinin her satırında da işte bu coşku vardı.

İshak Bey’in “lüzümlu adam” kimliği saygılı bir evlat, iyi bir aile reisi ve başarılı/güvenilir bir iş insanıdır.

Onu toplumsal bir figür haline getiren ise, 65 yaşında hayatının geri kalan bölümünde daha çok ağırlık vermeyi arzu ettiği ve “lüzumsuzluk” olarak adlandırdığı sosyal ve düşünsel kimliğidir.

Belki bu ayrımı sadece her düşünen insana yönelik bir manifesto ya da çağrı olarak görmek daha doğru. Tıpkı, Mevlana’nın “ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” öğüdü gibi…

İshak Bey hakkında konuşurken “lüzum ve lüzumsuzluk” çok tartışmalı ya da çift anlamlı bir konu…

Çünkü İshak Bey neredeyse hayatının son saatlerine kadar kurucusu olduğu Alarko’nun sorumluluğunu tam olarak terk etmedi
Diğer yandan iş yaşamının ilk günlerden itibaren de gençliğinde İsveç’de tanıştığı sosyal demokrat ilkelerin savunucusu ve uygulayıcısı oldu.

Daha gençlik yıllarında, öğle yemeklerini çalışanlarıyla birlikte karavanadan yediği ve yemekhaneyi pembeye boyattığı için “komünist” soruşturmasından geçecek kadar ideallerinin peşine düşmüştü.

İdeallerini önce iş dünyasının TÜSİAD ve benzeri sivil toplum örgütlerinde, ardından bir düşünce kuruluşu olarak kurulan TESEV bünyesinde savundu. Hayat görüşü, sosyal sorunlara ilişkin çözüm önerileri nedeniyle bazen tek başına kaldı. O zaman da medyada, kamuoyu karşısında görüşlerini tek başına savunmaya devam etti.

İshak Bey (kendi anlatımıyla) gençlik yıllarında Karl Marx okuyarak atipik bir kapitalist olmuştu. Olgunluk yıllarında Karl Popper’ı okuyarak Açık Toplum Vakfı’nı sosyal kimliğinin odağına yerleştirdi.

İnsan hakları, kadın-erkek eşitliği, azınlıkların desteklenmesi, hukukun üstünlüğü, şeffaflık, ifade özgürlüğü yaşamın her alanında demokrasi İshak Bey’in olmazsa olmazlarıydı. 1999 yılında tüm dünyada Açık Toplum Vakıfları’nın kurucusu olan George Soros ile tanıştıktan sonra enerjisinin önemli bir bölümünü bu kolektif çabaya ayırmaya karar verdi.

Açık Toplum Vakfı’nın Türkiye’deki kurucuları ve öncüleri arasında yer aldı.

Vakıf, kuruluşundan bu yana, İshak Bey’in kişisel olarak da inandığı değerler doğrultusunda gerçekleştirilen yüzlerce projeye imza attı.

İshak Bey sağlık koşulları nedeniyle geçtiğimiz yıl sonunda Açık Toplum Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini devretti. Bu devir teslim öncesinde George Soros İshak Bey onuruna Kasım ayında İstanbul’da bir teşekkür gecesi düzenledi.

İshak Bey o gece yaptığı konuşmada şöyle diyordu:
“Bugün, 2015’in son günleri… Geçtiğimiz 5 yıl içinde Vakıf olarak 250’nin üstünde projeyi destekledik. Bu projeler içinde bana en çok heyecan verenler, kadın ve erkek eşitliği ile ilgili olanlar… Ömrüm boyunca, kadınların toplum içinde geri bırakılmalarına karşı çıktım. İş dünyamızda da kadınlara eşit haklar verilmesi için çok çalıştım. Anadolu’daki ve özellikle Güneydoğu’muzdaki kadın-erkek eşitliği yolunda sivil toplum kurumlarına devamlı aktif destek verdik… Türkiye’deki Açık Toplum Vakfı’nda çalışan profesyonel ekibin tamamının kadınlardan oluştuğunu da ilave edeyim. Yüzde 100 kadın egemenliği var bizim Vakıf’ta…”

Ben de o kadınlardan biriyim. İshak Bey’i tanıdığım, birlikte çalışma ve ondan öğrenme fırsatı bulduğum için kendimi çok ayrıcalıklı ve mutlu hissediyorum…

Hoşçakal Lüzumlu ve Lüzumsuz Adam.

Açık Toplum Vakfı olarak seni hiç unutmayacak, bize yadigar kalan eşsiz değerlerinin uygulayıcısı ve takipçisi olacağız.

Gökçe Tüylüoğlu
Genel Müdür
Açık Toplum Vakfı